Çay vs. Rakı

Kırık kalplerden derli toplu aşklar ortaya çıkarmaya çalışıyoruz, her şeyimiz yarım oysa. Kıçımızdaki don delik, cep delik, umut ettiklerimizden bahsetmiyorum bile. "Birine güvenmek" ikinci el pazarların tezgahlarında kalıyor her hafta, güvene rağbet yok artık. Varsa yoksa "et ete değsin" mantığı. Her duygumuz yarım kaldı. Adam gibi nefret bile edemiyoruz artık, "siktir et" deyip geçiyoruz. Biz sadece adam gibi acı çekiyoruz, ayakta ama içimiz kırık dökük. Belki de bizler biraz mazoşistleştik, acıya tapar olduk. Notalar canımızı daha da yaksın diye daha yüksek sesle dinler olduk şarkıları, notalar keskinleştikçe yaralar karış kadar oldu, bihaberdik. Güldük biz de bir zamanlar, sikerken aşkın ızdırabını dilimizle, "çok sevdik be abi" deyip, birer yudum daha aldık masadaki bardaktan.

Acılar sadece alkolle uyuşturulmaz. Çünkü hüzünlüyseniz eğer; bazen çay, rakıya bile parmak atabilir...