Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür.. ve bir orman gibi kardeşcesine.. [Nazım Hikmet Ran]

sevgili erdal abi,

çok düşündüm sana nasıl seslenmeliyim diye. sonra aklıma geldi,
yaşasaydın, yani seni asmayıp da besleselerdi 43 yaşında olacaktın. o yüzden sana abi dedim.

ama belki memnun değilsin bu hitaptan, diyorsun ki “koca kadın bana niye abi diyor?” çünkü belki hala asıldığın yaşta, 17’sinde kaldın. yabancı korku filmlerinde hep öyle değil midir? ölüler büyümez, öldükleri yaşta kalır. hele bir de vakitsiz öldürülmüşlerse, vedalaşamamışlarsa sevdikleriyle, yapacakları işler yarım kaldıysa ruhları hep aramızda dolaşır.

o yüzden belki de 17’sindesin hala. 17’sinde çıkarıldığın mahkemedeki gibi bakıyorsun bana. üzerinde ütüsü kaçmış bir pantalon, saçların üç numara traşlı, bakıyorsun dimdik sorarak? “ne oldu bana?”

oysa biliyorsun o sandalye sadece senin altından çekilmedi…o
sandalyeyle beraber çok şey değişti. önce karanlık bir duman çöktü türkiye’nin üzerine. kitap dumanı. sen yanık kitap nasıl kokar bilir misin abi? o koku hepimizin üstüne sindi.

senin gibi binlercesi işkence tezgahlarından geçirildi yıllar boyu…
kimi sürüldü, kimi hapis edildi, kimi öldürüldü. bir koca gençlik tören adımlarıyla susturuldu.

biz küçüktük, çok korktuk abi. daha okula gitmeden anarşist,
komünist, faşist ne demekmiş öğrendik. sürekli televizyona çıkan
askerlerin omuzlarından rütbe okumayı, içünün aslında için demek
olduğunu, netekimin ne anlama geldiğini belledik.

okula başladığımızda annelerimiz bize “düşme, koşma, üşüme” dedi. dedi ama en sıkı tembih de öğretmenin “hangi gazeteyi alıyorsunuz” sorusuna verilecek cevaptı. “biz haberleri televizyondan seyrediyoruz.”

cevap diyenden karakter analizi yapmayı, yanıt diyene yaftayı
yapıştırmayı, ihtimal ile olasılık arasındaki farkı, kimin imkan kimin koşul dediğini bir bir belledik. okulda sık sık müfredat değişti, bir yıl atatürk’ün devrimlerini öğrendiysek diğer yıl devrimlere inkılap dedik.

öyle büyüdük abi. o yüzden ne çok okuduk, ne de çok soru sorduk. öyle büyüdük işte. hep “mış” gibi yaptık. aydınlık bir nesil içeride çürürken biz modern-miş, çağdaş-mış gibi davrandık ele güne karşı. ama bir yandan da devlet eliyle yüzlerce imam hatip okulları açtık, kadrolar yetiştirdik, sakallı bürokratlarla tanıştık. birileri “benim memurum işini bilir” derken , anneannelerimizin başörtüsünü türbana çevirdik. televizyonda göbek havaları eşliğinde iftarlar açtık. yılın 11 ayı çıplak,
bir ayı kapalı gezen starlarla tanıştık. onları bağrımıza bastık.

sen şimdi kenan paşa’yı da merak edersin abi? senden sonra bayağı bir dolaştı türkiye’yi. ağzında hep “ben de imam çocuğuyum, namaz kılarım” sözleriyle. apoletlerinin çokça göründüğü resimler çektirdi, onları bütün okullara astırdı. sonra emekli oldu.şimdi deniz havası yaradığından mıdır bilmem dimdik ayakta. resim çiziyor, konserlere gidiyor, bağrımıza bastığımız starlarla “lale devri çocuklarıyız biz, zamanımız geçti’ diye şarkı söylüyor. ama zamanı geçmemiş olacak ki her fırsatta televizyona çıkıyor. hala birileri ona soru sorup, cevap bekliyor.

türkiye’de durum çok kötü abi. artık avrupa birliği’ne uyum yasaları nedeniyle kimse asılmıyor ama, senden birkaç yaş büyük çocuklar askerde şehit oluyor. bak son 7 ayda 91 asker öldürüldü. her gün bir şehit haberi geliyor.başbakansa durup durup “askerlik yan gelip yatma yeri değil” diyor.umarım onun yan gelip yatacağı günler yakındır. ha bu arada başbakan da senin paşanınkilerden. onun zamanında palazlanan sakallı zihniyetten.

daha anlatacak çok şey var. avrupa birliği için tavizler , iğdiş edilen üniversiteler, hayat pahalılığı, işsizlik, her zaman her yerde her dakika amerika’yla yaşamak… çok dert var da , sıkmayayım seni …

ama bil ki bu 12 eylül’de de seni hatırlıyoruz abi. senin sandalyene tekme vuranı değil, idam kararını verenleri değil,
yaşını büyütenleri değil, suçu senin üzerine atanları değil,
seni hatırlıyoruz abi.

şimdi anladın mı sana neden abi dediğimi ?

melike ilgün - kanalturk

Sivas Karaçayır Köyü

Sivas Merkez Karaçayır Köyü Web Sitesi www.sivaskaracayir.com yayına girdi :)

Oğuz Aksaç - Güzelim Aşığınam Ezelden

Oğuz Aksaç

Download : Oğuz Aksaç - Güzelim Aşığınam Ezelden MP3

 Roya Ayxan

Şu sıralar PALFM‘de de sıkça duyduğumuz bir Azeri şarkısı var.. Röya ile Elshad Xose’nin yaptığı Gel Danış şarkısı….

Yuxularini o danishir suya
Menim ucun yene sino gedir guya
Yuxularini o danishir suya
Menim ucun yene sino gedir guya

Sen - sheri ezberleyib oxudum
Seni sevdiyim kitab kimi
Gunahlar ichinde seni sevdim
Amma yazildi emelim savab kimi
Seni etirli guller ichinde sechdim
Zovgume paxillig eden chox oldu
Bagban olan tek bir gulu sevdim
Bashga gullerimin hamisi soldu

Od kimiyem kozerirem
Yol kimi men gozleyirem
Sen kesilen son nefesimin sesi

Gel danish sevgiden bu gece
Gel danish duygudan
Geceler hisslerim darixir
Sevgilim gel danish, gel danish

Sevgime verdirib omurluk hebs sen
Ureyimi etdin musadire
Cezami chekince itecek nefs
Bitecek sevgide muharibe
En maragli kechen dovru omrumun
Sensen sebebi sevgi omrumun
Teksen cavanlar shahzadesi
Berkdi yalanda yananlar sesi

Yad kimiyem darixiram
Sen gelen yola baxiram
Bil demeye chox sozum qalib sene

Gel danish sevgiden bu gece
Gel danish duygudan
Geceler hisslerim darixir
Sevgilim gel danish, gel danish

Oxshatdim seni en pis verdishe
Teshvishe dusub el cheke bilmedim
Sevgim namine chox sheye susdum
Etdiyin bir sefe goz yuma bilmedim
Hamiyla dushmen seninle dost idim
Dilimden dushen her xosh soz idin
Ureyimi inciden agri da sensen
Sevgimin evveli de axiri da sensen

Axi dine bilmirem
Niye deye bilmirem
Seninle uz-be-uz gelen zaman

Astaca gulagima yenede de

Gel danish sevgiden bu gece
Gel danish duygudan
Geceler hisslerim darixir
Sevgilim gel danish, gel danish

Etdiyim her pis emel qabagima chixdi
Elametlere inam evimi yixdi, ureyimi sixdi
Sevgimin cumesi,yeddisi,qirxi chixdi

Download Röya feat Elshad Xose - Gel Danısh