Facebook'a direndim, üye oldum. Lost'a direndim, müptela oldum. Nedir bu Inception deyip direniyorum ve direncim divx'i çıkana kadar sürecek

Sokak Kedisi Olasım Var

Mayıs 17, 2010 3 comments

keşke bi sokak kedisi olsam… derdim aç karnımı doyurmak olsa.. kuyruğumu kesmek isteyen mahallenin piçlerinden kaçsam… diğer kedi kardeşlerle kavga etmeden önce bebek uğultusu gibi bööööööaaaaaa diye tuhaf sesler çıkarsam… mart geldim mi dişi kedileri punduna getirip bi köşede sıkıştırsam…

ama kimse bana sabah kalk işe git demese.. kimse benden rapor ve döküman yazmamı beklemese.. aybaşı derdim olmasa.. yüreğim incinmese… kalbim böyle kırık olmasa.. çevre kirliliği, küresel ısınma, açlık sefalet, savaşlar, bla bla düşünmesem…

tek derdim aç karnımı doyurup hayatta kalma güdüsüyle bulduğum dişilerle fanfinifinfon olsa…

sokak kedisi olayım lan ben… mama yiyen süslü ev kedisi olmak tarzım değil… olacaksam da eli yüzü pislik içinde çöp karıştıran sokak kedisi olayım.. ne kasap önünde hazıra konayım… ne de mangalcılardan 2 parça et almak için kafasını eğip ajitasyon yapan karaktersiz kedilerden olayım….

sonra bu şehir sıksın beni.. o minicik patilerimle alıp başımı vurayım kendimi egeye… önce datçaya uğrayayım.. can babanın mezarına… oralarda şarap şişeleri bulayım.. babanın ruhuna içeyim şarabımı… sonra ver elini olympos.. ordan düden şelalesi.. adanada çöpten dürüm yiyip.. antepe geçeyim… diyabakır mardin van derken o şehir senin bu şehir benim ömrüm yollarda geçsin… mademki sokak kedisiyim ben.. yollarda olmalıyım ve ülkemin her sokağını gezmeliyim…

ha eğer slav kedileri de kadınları kadar güzelse mümkünse ömrümün son deminde de bi slav pisicik manita yapayım… (:

sokak kedisi olasım var… pervasızca… fütursuzca…..

Canon DC 211 Sonlandırma

Mayıs 10, 2010 3 comments

Canon DC 211 Mini DVD kameralarda çektiğiniz DVD‘leri bilgisayarda göremiyorsanız “sonlandırma” işlemini yapmanız gerekir.

Disc Settings menusunde Finalize / Sonlandır seçeneği silik bir şekilde çıkıyor ve tıklayamıyorsanız saatlerce uğraşıp saçınızı başınızı yolmanıza gerek yok..

Kameranızı şarja takın yeter :)

Uzun İnce Bir Yoldayım – Doğa İçin Çal

Mayıs 5, 2010 No comments yet

Önemli Not 1 : Doğa için çal projesi Playing for change ekibinin aylardır haberdar olduğu ve kendilerininde desteklediği bir projedir. Playing For Change facebookta ki 130.000 kişinin olduğu fan sayfalarında bu klibi övgü ile bahsederek yayınlamışlardır. O sayfaya girerek geçmiş iletilere bakarak bunu görebilirsiniz.

www.dogaicincal.com

Doğa İçin Çal, bir agaclar.net projesidir.

Dünya’nın hali ortada. Yerküresiyle, atmosferiyle tehlike sinyalleri verip duruyor.

Küresel iklim değişikliği bir dert; seller, taşkınlar, buzulların erimesi, kıyıların denizler tarafından yutulması ihtimali, kuraklık…

Beslenme başka bir dert; besin bulanlar için GDO’lu ürünler, denetimsiz tarımsal ilaçlama, sakıncalı katkı maddeleri… Bulamayanların sorunu karmaşık değil: Sadece açlık! Enerji savaşları, temiz su savaşları… Yani gidişat iyi değil.

En güçlü ya da yoksul olanların büyük çoğunluğu, kendi küçük ya da büyük çıkarını esas alarak, kendini dünyanın merkezine koyarak yaşıyor. Herkesin mazareti var!

Çok şey sadece günü kurtarmaya yönelik.. Doğayı yok sayarak yapılan her şey, geleceğimizi biraz daha belirsizleştiriyor. Komik olan, korunmak doğanın umurunda bile değil. O nasıl olsa, öyle ya da böyle var olacak… Vay bizim halimize…

İklim değişiklikleri, seller, taşkınlar, bunlar dünya kabuk bağladığından bu yana hep var ama son yüz yılın grafikleri öncekilerle benzerlik göstermiyor, kendi elimizle yaptıklarımızın, bu kötü gidişe direkt etkisi var. Önceleri düşe kalka yaşıyorduk, artık kıçımızın üstünde hızla kaymaya başladık. İşin bilimiyle uğraşan herkes bu konuda hem fikir. Çevreci hareketler, bu gidişi durdurulması gerektiğini herkese anlatmaya çalışıyor.

Agaclar.net olarak başından beri işin neresinden tutacağımıza bakıp durduk. Yaptığımız her şeyde bu amacın izi var. Daha neler yapabiliriz?

Doğa sorunlarının evrenselliği, doğanın insanlara mekan ve kaynak oluşuyla, müziğin evrenselliği ve insanların ortak dili oluşu arasındaki bağ, projenin çıkış noktası oldu.

Müzik; yaygın, eneji dolu, durdurup kendini dinleten ya da arka plana geçip çaktırmadan varolan…

Dünyanın çivisini çıkaranlar kadar, bunu seyretmekle yetinenler de benzer biçimde sorumluysa, çözümler bulmak ve uygulamak zorundaysak, her vesile ile hatırlamalı, hatırlatmalıyız…. Hem değişim gerektiğini bilip, hem “Şöyle yap, böyle yap” laflarını dinlemediğimize göre, “ne yapmalıyım” diye düşünmek gerektiğini her dinlediğinde hatırlatan bir müzik işe yarar mı? En azından konunun farkında olanlar için, arka planda fazladan bir vicdan azabı durumu yaratır mı?

“Birlikten kuvvet doğar” mı? Tek tek düşündüğümüz, anlatmaya çalıştıklarımız, hep birlikte, bir ucundan tutarak ortaya konduğunda verdiği enerji artar mı?

Agaclar.net‘ten Fırat Çavaş, doğdukları iller farklı, yaşadıkları mekanlar farklı, zevkleri, yaşama bakış açıları farklı 91 müzisyeni, varolan gerçekleri bir kez daha hatırlatmak için bir araya getirdi: Doğa için çal!

Yeni başladık, devam edeceğiz…

Sizi de bekleriz!

Ağustos Böceği ve Karınca

Mayıs 5, 2010 No comments yet

Çin versiyonu

Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.
Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın çal oynasın yazı geçirir.
Ve kış gelir…
Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde kışı geçirirken, ağustos böceği açlık ve soğuktan iki gün sonra ölür.

Fransa versiyonu

Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.
Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın çal oynasın yazı geçirir..
Ve kış gelir…
Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde sıcacık kışı geçirmeye hazırlanırken kapı çalar.
Bakar elinde bavulu ağustos böceği;
- N’aber aptal komşum?, Ben kışı geçirmek için Karaib Adaları’na gidiyorum da, bir isteğin var mı sorayım dedim. Hadi bana eyvallah.

Türkiye versiyonu

Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.
Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın, çal oynasın yazı geçirir.
Ve kış gelir…
Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde kışı geçirirken, ağustos böceği bir basın toplantısı düzenleyerek, “Etrafta onca aç ve üşüyen varken, karıncalar nasıl bir vurdum duymazlıkla sıcacık yuvalarında yaşayabiliyorlar” diye olayı kamuoyunun vicdanına sunar.
Bir çok gazete ve televizyon kanalı zavallı aç ve açıktaki ağustos böceği ile karnı tok sırtı pak karıncanın resimlerini yan yana yayınlayarak tarafları tartışmaya davet eder.
Türkiye olayın sokunu yasamaktadır. Nerededir bu devlet?
YBKD (Yeşil Böcekleri Koruma Derneği)’nden bir temsilci televizyon kanallarına giderek 30 yıldır çektikleri sefaletin tek nedeninin sırf yeşil renkli olmalarından kaynaklandığını anlatır.
Nobel ödüllü yazarımız Orhan PAMUK ve tanınmış aydınlarımız olayı Avrupa düzeyinde protesto ederek Türkiye’yi kınarlar.
Konu Bakanlar Kurulu’nda tartışmaya açılır ve Başbakan verdiği özel demecinde “Daha önceki hükümetler tarafından bunca yıldır sorunları göz ardı edilen değerli ağustos böceği kardeşlerimizin bundan böyle huzur ve refah içerisinde yaşamaları için gerekenler yapılacaktır” der.
Diğer yandan Reha MUHTAR karıncayı canlı yayına çıkararak, “Ey karınca!, kendi reklamını yapmak için zavallı bir ağustos böceğinin içler acısı durumundan yararlanmaya utanmıyor musun?” diye bir güzel haşlar.
Ertesi akşam TEKE TEK’te ise “Ağustos böceğinden yürüttüğün para ve yiyecekleri nerede akladın, öt çabuk” diye Fatih ALTAYLI’ dan bir güzel dayak yer.
TARAF bundan bir haber yapar. “Bunun tek suçlusu TSK…”, “… belgeli Böcek Harekâtı / Cuntası / İhtilali / Planı /…” diye balon uçurur.
Karınca en sonunda çareyi yurtdışına kaçmakta bulur.
Ve Ağustos Böceği onun evine yerleşir, yiyeceklerine konar, eşyalarının üzerine yatar ve refah içerisinde gül gibi yaşar gider.

Aşk İçin Ölmeli

Nisan 7, 2010 1 comment

“ben aşık olmam.” dersin, “hiç aşık olmadım.” gözlerine baka baka “ben hep kaçtım bir şeyler hissetmeye başladığımda. hiç bağlanmadım, hep yarı yolda bıraktım insanları” dersin. “benim yapım bu, korkutuyor beni sorumluluk, ciddiyet. ne zaman görsem karşımdaki insanda o bakışı, ne zaman elimi tutmaya kalksa biri kaybolurum ortalıktan” dersin… “aşkım, canım, bebeğim demem ben. ne o sevgi sözcükleri öyle mıç mıç?” dersin, “ne gerek var sürekli öpüşmeye, sevişmek ne saçma şey” dersin. sadece bakar gözlerine, yoruma gerek yok; çünkü bilir yalan söylediğini! içinde bir şeylerin farklı olduğunu gördüğün için baştan bırakıp gitsin istediğini, sana hiç kapılmasın, bu oyun başlamasın diye onu uyarmaya çalıştığını görür sen saklasan da. acıtmamak, incitmemek, hiç canını yakmamak, hiç mutsuz etmemek için son çırpınışlarını sessizce kabullenir. ve sen, yaşayıp da tüketmekten ürktüğümü, temelli kaybetmeyi göze alamayacak kadar çok sevdiğimden ne yapacağımı şaşırdığımı; deli gibi elini tutmak, sarılmak, öpmek, koklamak ve bir daha koklamak istediğimi, onu tekrar tekrar içime çekmek için yanıp tutuştuğumu da anlıyor mu diye merak edersin. çünkü sonunun olmadığı bellidir bu kez. çünkü hazırsındır onun için sonuna kadar her şeye. çünkü bilirsin “aşk” bu sessizce yerleşen içine. bilir, bilirsin de bir şey gelmez elinden, susarsınız bu yüzden bitmek bilmeyecek kadar uzun süre…

her şey birden bire olur sonra. sanırsın zaman hızlandı, günler delicesine çabuk geçiyor birlikte. kaçan, korkan sen değilsin sanki! bir başkası bu nefes nefes içine çeken kokusunu; gözlerine hapsolan sen değilsin sanki. ona dair her şeye tutulan, ondan gelecek her şeye razı olan sen olamazsın ki! bu kadar büyük mü yüreğin? nasıl sığar ki bu coşku, bu doyumsuzluk, bu tutku içine? sen, sen değilsin işte. son kez gibi ilki yaşayan; umursamayan, sorgulamayan, hislerinde boğulan… bir rüyada kaybolan, düş tarlanın en güzel ekini için güneşte kavrulan sen olamazsın! çünkü bu kadar güzel olamaz hayat! acı bu kadar cazip, hasret bu kadar tatlı, deli gibi özlemek bu denli keyif verici, beklemek bu kadar huzurlu olamaz… ve sen, bu kadar mutlu olamazsın ki!

“allahım allahım, yokluğu buzdan bıçak, varlığı kordan ateş… sadece iç çekebiliyorken ben, nasıl dayanırım bunca sevmelere?” dersin bütün gün dinleyince şarkıyı, sezen’e bir kez daha hayran olursun duygularına tercüman olduğu için. merak edersin, nasıl dayandı bu kadın? sözler gelir aklına, gereksiz yere söylenmiş; sadece zarar veren, korkutan sözlerin. yalan olduğu bal gibi ortadayken inatla söylemeye devam ettiğin! tek tek yalasan da tükürdüklerini, büyük konuştuğundan rezil olsan da tekrar tekrar, inkar etmeye devam etme uğruna saçmaladığın. oysa sessizlik yeter ikinize, hiçbir şeye ihtiyacınız yok birbirinizden başka. ölmek gerekiyorsa uğruna, ölürsün o zaman. her aklına geldiğinde*, her özlediğinde*, her seviyorum demek istediğinde ölürsün. yetmez olur çünkü ne sözler, ne öpmeler, ne sevişler. yetmez olur düşünceler, hayaller, rüyalar… o zaman okkalı okkalı küfredersin, elde değil; ah bu şarkıların gözü kör olsun!

Sezen Aksu – Beni Yak, Herşeyi Yak

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

İnci Taneleri – Herşeyi Yak (Instrumental)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Demis Roussos – Elle Attend (Fransızca)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Xaris Alexiou – Mia Pista Apo Fosforo (Yunanca)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Duman – Beni Yak (Rock)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Erci E & Sezen Aksu- Herşeyi Yak

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Thanos Mikroutsikos & Rita Antonopoulou – Mia Pista Apo Fosforo (Yunanca)

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Hesaplar Neye Yarar (GKN)

Mart 11, 2010 No comments yet

Bazı şarkılar vardır, bazı gecelerde öyle ruh hallerini yakalar ki adamın, ciğerine işler..

Bazı da haller vardır, ne geceye bakar ne güne.. ne de melodiye..

www.facebook.com/video/video.p…

Bir Ay Doğar – mess

Mart 8, 2010 No comments yet

Facebook Linki : www.facebook.com/video/video.p…

ben seni gizli sevdim, bilmedim alem duyar.

Ocak 27, 2010 No comments yet

bahçede yeşil çınar
boyun boyuma uyar
ben seni gizli sevdim
bilmedim alem duyar.

nanay gülüm nanay
top kaküllüm nanay
nanay esmer yarimsin nanay
nanay nanay top kaküllümsün nanay

bahçede erik dalı
var git ellerin yari
ben sana yar olmazsam yüzüme gülme bari
sen bana yar olmazsın yüzüme gülme bari

nanay gülüm nanay
top kaküllüm nanay
nanay esmer yarimsin nanay
nanay nanay kendi malımsan nanay

Sevcan Orhan – Bahçede Yeşil Çınar



meg@superkahraman.com
Ad Ad Ad Ad


Toplam 15 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1234510...Son »