Jival'in İlan-ı Aşk yarışmasına katıldım,bana oy ver tek taşı kapayım. Oy vermek için: via @Jival_Jival

Tonton’un Restorasyon Güncesi

Ağustos 3, 2011 3 comments

Tonton Bey bizden ayrılmamakta diretince, son günlerdeki tuhaf motor sesinin peşine düştük.. Hasan Usta ve Asistanı Özer  ile motoru paramparça ettiğimizde gördük ki, pistonlardan birisi paramparça olmuş… Bu vesile ile motor sıfırlama operasyonuna giriştik..

Bu güncede Tonton Bey’in restorasyon sürecindeki tüm detayları paylaşacağız..

Motorun Eski Hali

Motorun Eski Hali - Detay

İçeri pis kokular veren Kalorifer Kazanı

Motor Detay Resim

ve Motor tezgaha iner

Motor parçalanıyor

Paramparça olan Piston Şerefsizi

Şerefsiz Piston'un bir diğer açısı

Prof. Dr. Hasan Deniz Usta Piston şerefsizi ile poz verirken

Gotcha! Motor Paramparça

1. Gün

Motor Tonton’dan sökülerek tezgaha indirildi ve paramparça edildi.. Kırılan pistonla arıza tespit edildi.. Motor Blok’u, Krank ve kollar incelendi.. Kırılan Piston’un dağınık parçaları içeriden temizlendi..

2.Gün

Bugün Asistan Şehmuz motorun sökülen tüm parçalarını benzin ile temizleyerek yağdan arındırıp, durumu daha iyi analiz etmemizi sağlayacak..

3.Gün

Blok ve yataklar rektefiyeciye gitti bile.. Şimdi beklemedeyiz.. Bugün silindir kapaklarındaki çatlaklar Ümraniye’de bir yerde kaynatılacakmış.. Ustamız silindir kapaklarının Brezilya malı olanlarla değiştirilmesine karşı.. –Gerçi genel kanı Brezilya kapakların ne kadar kalitesiz olduğu yönünde.. Aklıma gelmişken bugün arayıp MD’nin bahsettiği daha önce İnsel abinin yaptığı silindir kapağı güçlendirme mevzusunun bir sorayım.. Ne de olsa Revizyon sonrası LPG şart..

5.Gün

Motorumuzun yataklar maşallah oldu.. Silindirler için de güçlendirmeyi konuştuk.. Mümkündür.. Daha güçlü silindir kapakları bizi bekliyor.. Bugün Webastoyu söküp, Hasanpaşa Oğuz Ustaya götürdük.. O da ancak soğuk havada yapabileceğini söyledi.. Kışa kadar Webastoyu evde ağırlayacağız..

Alternatif Motorumuz - Taş Devri Styla :) )

Yenilenen bloktan bir kesit..

Hasta Siempre – Che Guevara

Nisan 29, 2011 No comments yet

 

Libyalı Çocuk

Mart 22, 2011 1 comment

şimdi sen ölüyorsun libyalı çoçuk. senden on sene önce öldü ıraklı çoçuk. senden kırk sene önce vietnam’da nepal’de yandı bir çoçuk. senden altmış altı sene önce hiroşima’da şeker yiyemeden öldü bir çoçuk. senden doksan sene önce öldü anadolu’da beşikte bir çoçuk… şimdi sen ölüyorsun libyalı çoçuk… keşke, ama keşke parayı hiç bulmasaydı lidyalı çoçuk!!!!

alıntı

Sarı Öküz ve Karınca (2si Bir Arada)

Mart 11, 2011 No comments yet

Sarı öküz

SÖMESTR başladı.

Karne hediyesi olarak ne versem acaba diye düşünüyordum, karınca kararınca, şu meşhur hikáyeyi vermek geldi aklıma.

Yetişkinlerin işine yaramadı…

Belki çocukların işine yarar.

*

Ormanın birinde…

Aslanlar toplanmış.

“Yahu” demişler, “Hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader… Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor; fillere saldırsak, fazla büyük… Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak, uçuyor; e balık yakalayacak halimiz de yok… N’aapsak?”

Bir tanesi “En iyisi, öküzlere saldıralım” demiş, “iri yarı görünüyorlar ama, ne pençeleri var, ne dişleri diş… Tam dişimize göre!”

Olur mu? Olur.

Hücum!

Ama evdeki hesap çarşıya uymamış; öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer… Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış.

Aslanlar aç bilaç.

N’aapsak, n’aapsak?

“Tilkiye danışalım” demişler.

Tilki “kolay” demiş, “beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim…”

Kabul etmişler.

Tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş, “saygıdeğer öküzler” demiş, “aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar… Ama şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o… Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü, kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!”

Öküz heyeti düşünmüş taşınmış, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla, verivemişler sarı öküzü…

Aslanlar da afiyetle yemiş.

Bir gün, iki gün…

Tilki gene gelmiş.

“Bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz” demiş ve eklemiş: “Ama şu benekli öküz var ya, benekli öküz, o burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, canları çekiyor, verin, kurtulun!”

Öküz heyeti düşünmüş, “otlağın selameti için” teslim etmiş benekli öküzü.

Üç gün, dört gün…

Tilki gene gelmiş.

Kuyruğu uzun olanı…

Burnu beyaz olanı…

Tombul olanı…

Tek tek alıp, gitmiş.

Otlak seyrelmiş.

Aslanlar semirmiş.

Bir gün… Tilki gelmemiş!

Gerek kalmamış çünkü.

Direkt aslan gelmiş.

“Hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa, onu vereceksiniz, adamı hasta etmeyin” demiş.

Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler, “keşke sarı öküzü vermeseydik” demiş ama, iş işten geçmiş.

*

İşte böyle çocuklar…

Öküzlük böyle bir şey.

———————————————————

Büyüklere masallar…

Karınca yıllarca dirsek çürütmüş, okumuş, çalışmış, namerde muhtaç olmamak için didinmiş, zor günlere hazırlık yapmaya gayret etmiş…

Ağustosböceği ise, yan gelip yatmış, elde avuçta ne varsa satmış, orman tarihinde görülmemiş borca girmiş, vur patlasın çal oynasın, harcamış.

*

E okumak, çalısmak zor tabii…
Başta ayı, ne kadar gergedan, suaygırı, bufalo varsa, ağustosböceğini örnek almış, hep beraber har vurup harman savurmuşlar, dolçe vita… Ve, kış gelmiş.

*

Sahte cennete kar yağmaya başlayınca, “Ulan tufaya mı geldik” diye mırın kırın başlamış ağaç kovuklarında… Ağustosböceği bakmış ki, karınca kıymete biniyor, basın toplantısı düzenlemiş, “Etrafta o kadar fakir fukara varken, bu  şerefsiz karıncaların karnı tok, sırtı pek, kamuoyunun vicdanına sunuyorum, garip gurebayı sömüren bi avuç elit bunlar” demiş.

*

Yandaş çakallar, kıçı açıkta gezen şempanzelerin fotoğrafını basarak, “Sizin giyecek donunuz yok, onlar sıcacık yuvalarında oturuyor, bu nasıl düzen?” makaleleri döşenmisler… Papağanlar, orman televizyonuna çıkıp, ağustosböceği ne dediyse, tekrar etmişler… Tilki ise, derhal yardımlaşma derneği kurup, makarna-bulgur kırıntısı dağıtmak için bağış toplamaya başlamış… Koyunlar hislenip ağlamış, kazlarla tavuklarla beraber omuzlara almışlar tilkiyi.

*

Şak…
Karıncanın yuvası basılmış!

*

Yeraltında 6 metreye inen dehlizlerin krokileri yayınlanarak “İşte derin yapılanma” manşetleri atılmış.

*

Kazı çalışmalarında “Ne oldum deme, ne olacağım de, sular yükselince balıklar  karıncaları yer, sular çekilince karıncalar balıkları” şeklindeki örgütsel doküman ele geçirilmiş… Akbabalar derhal olay yerine üşüşüp “İşte kanıtı, resmen istilaya hazırlanıyorlar” demiş.

*

Karınca tutuklanmış.

*

Ağustosböceği, “şark bülbülü” rumuzuyla “gizli tanık” olmuş… Karıncanın aslana suikast planı tertiplediğini, kuş ve domuz gribinin onun başının altından çıktığını, keneleri örgütlediğini, ayrıca, yuvasında yapılan aramada  tavşanla zürafanın porno kasedinin ele geçirildiğini iddia etmiş… Telekulak olarak görevlendirilen baykuş, doğrulamış… Fil bile inanmış.

*

Karıncanın yakınları, Avrupa Hayvan Hakları Mahkemesi adına bilirkişi olarak duruşmaları izlemeye gelen La Fontaine’e “Senin gibi bilirkişinin taaa” diye tepki göstermişler… Ancak, La Fontaine “Saçmalamayın kardeşim, ben böyle bi rapor yazmadım, yazmadığım şeyleri yazmışım gibi eklemişler” deyince, La Fontaine’in raporuna “sehven” montaj yapıldığı ortaya çıkmış.

*

O sırada söz isteyen karga, ağzındaki peyniri düşürmüş gibi göstermek suretiyle, küçük düşürüldüğünü öne sürerek şikâyetçi olmus. Tilki alkışlamış… La Fontaine gözaltına alınmış.

*

Ağustosböceği Nuh’un gemisiyle dünya turuna çıkarken, sarı öküz karşılamıs cezaevi kapısında karıncayı… “Anlattık o kadar, angus gibi dinlediniz, vermeyecektiniz beni” demiş….

Bundan gayri http://www.superkahraman.com/agustos-bocegi-ve-karinca/ bunu da okumanız lazım..

Ne Kadar Migros Kangurususunuz Testi

Mart 7, 2011 No comments yet

1-) yeşil misiniz?
a) evet
b) hayır

2-) önünüzde kese var mı?
a) evet
b) hayır

a’lar çoğunluktaysa migros kangurususunuz.

b’ler çoğunluktaysa değilsiniz.

a ve b’ler eşit ise ya cemaatçi ya da ibnesiniz.


*inciden arak

Anadolu’nun İsyanı – HES’e Karşı

Şubat 28, 2011 No comments yet

Biraz daha bilinçlenmek için 20 dakikanızı ayırıp izleyin..!!

Duymadım, görmedim, bilmiyorum diyenler için Anadolu’daki dere ve doğa katliamı belgelendi…
Enerji ve kalkınma politikalarının doğa ve akarsular üzerindeki olumsuz etkisini ve halkın bu yatırımlara karşı tepkisini gözler önüne seren ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı film rekora gidiyor.

Herhangi bir kar amacı güdülmeden konuya duyarlı insanların gönülden destekleriyle tamamlanan film, HES’lere karşı Anadolu’da verilen mücadeleyi bizzat onların ağzından anlatıyor.

Hidroelektrik santrallerin (HES) doğa ve kırsalda yaşayan insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini ve HES yatırımlarına karşı verilen mücadeleleri anlatan ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı kısa film gönüllü desteklerle ve kolektif bir çalışma sonucu ortaya çıkarıldı.

Anadolu’nun dört bir yanında devam eden HES çalışmalarının yıkıcı etkisine dikkat çeken film Akdeniz’den Karadeniz’e, Doğu Anadolu’dan Ege’ye kadar 20 bin kilometre yol kat edilerek çekildi.

İnternet üzerinden indirilebilen, çoğaltılmasına ve dağıtılmasına, festival ve toplu gösterimler için özel izin alınmasına, kullanılmasına herhangi bir kısıtlama konulmayan film, Anadolu derelerinin özgür akması için mücadele edenlere adandı.

Üç gün içerisinde 50 bine yakın izleyiciye ulaşan filme dileyen herkes sosyal paylaşım sitelerinden,

anadolunehirleri.org/​tr.html,
anadoluyuvermeyecegiz.net
vimeo.com/​vermeyoz/​film adreslerinden ulaşabiliyor.

Filmin en kısa sürede 7 dilde çevirisi bekleniyor ayrıca, önümüzdeki aylarda filmin uzun metrajlı halinin de yayınlanması söz konusu.

Filmle ilgili yapılan açıklamada, şunlar söylendi:
“Bizlerin doymak bilmeyen tüketim alışkanları ve ihtiyaçlarının doğa üzerindeki yıkıcı etkisi her geçen gün biraz daha artıyor. Hiç haberimiz olmasa da, umursamazsak da, gitmesek de, görmesek de bizim bu yaşam biçimimizin bedelini birtakım canlılar, insanlar ödüyor. Bu film; bir yandan Anadolu nehirleri ve doğası için verilen mücadeleleri anlatırken, bir yandan da şehirlerde hiçbir sorun yokmuş gibi yaşamaya devam eden insanlara ayna tutmak ve bu soruna ortak etmek için hazırlandı. Unutmamız gerekiyor ki, bu ateş sadece düştüğü yeri değil tüm canlı yaşamını yakacak. Bu gerçeğin fakına varanlar Nisan ayında tüm Anadolu’dan Ankara’ya doğru yürümeye başlayacak. Bu yürüyüşe katılmak ve destek vermek hepimizin yaşama karşı ortak sorumluluğudur.

Filmin indirilmesi, çoğaltılması ve dağıtılmasında hiç bir sakınca yoktur.

Anadolu’nun tüm canlılarına armağan olsun..”

Ağustos Böceği ve Karınca

Mayıs 5, 2010 2 comments

Çin versiyonu

Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.
Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın çal oynasın yazı geçirir.
Ve kış gelir…
Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde kışı geçirirken, ağustos böceği açlık ve soğuktan iki gün sonra ölür.

Fransa versiyonu

Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.
Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın çal oynasın yazı geçirir..
Ve kış gelir…
Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde sıcacık kışı geçirmeye hazırlanırken kapı çalar.
Bakar elinde bavulu ağustos böceği;
- N’aber aptal komşum?, Ben kışı geçirmek için Karaib Adaları’na gidiyorum da, bir isteğin var mı sorayım dedim. Hadi bana eyvallah.

Türkiye versiyonu

Karınca bütün yaz çalışır evini, yiyeceklerini hazır eder.
Ağustos böceği de yan gelir yatar ve karıncayla alay eder, vur patlasın, çal oynasın yazı geçirir.
Ve kış gelir…
Karınca sıcacık yuvasında karnı tok bir şekilde kışı geçirirken, ağustos böceği bir basın toplantısı düzenleyerek, “Etrafta onca aç ve üşüyen varken, karıncalar nasıl bir vurdum duymazlıkla sıcacık yuvalarında yaşayabiliyorlar” diye olayı kamuoyunun vicdanına sunar.
Bir çok gazete ve televizyon kanalı zavallı aç ve açıktaki ağustos böceği ile karnı tok sırtı pak karıncanın resimlerini yan yana yayınlayarak tarafları tartışmaya davet eder.
Türkiye olayın sokunu yasamaktadır. Nerededir bu devlet?
YBKD (Yeşil Böcekleri Koruma Derneği)’nden bir temsilci televizyon kanallarına giderek 30 yıldır çektikleri sefaletin tek nedeninin sırf yeşil renkli olmalarından kaynaklandığını anlatır.
Nobel ödüllü yazarımız Orhan PAMUK ve tanınmış aydınlarımız olayı Avrupa düzeyinde protesto ederek Türkiye’yi kınarlar.
Konu Bakanlar Kurulu’nda tartışmaya açılır ve Başbakan verdiği özel demecinde “Daha önceki hükümetler tarafından bunca yıldır sorunları göz ardı edilen değerli ağustos böceği kardeşlerimizin bundan böyle huzur ve refah içerisinde yaşamaları için gerekenler yapılacaktır” der.
Diğer yandan Reha MUHTAR karıncayı canlı yayına çıkararak, “Ey karınca!, kendi reklamını yapmak için zavallı bir ağustos böceğinin içler acısı durumundan yararlanmaya utanmıyor musun?” diye bir güzel haşlar.
Ertesi akşam TEKE TEK’te ise “Ağustos böceğinden yürüttüğün para ve yiyecekleri nerede akladın, öt çabuk” diye Fatih ALTAYLI’ dan bir güzel dayak yer.
TARAF bundan bir haber yapar. “Bunun tek suçlusu TSK…”, “… belgeli Böcek Harekâtı / Cuntası / İhtilali / Planı /…” diye balon uçurur.
Karınca en sonunda çareyi yurtdışına kaçmakta bulur.
Ve Ağustos Böceği onun evine yerleşir, yiyeceklerine konar, eşyalarının üzerine yatar ve refah içerisinde gül gibi yaşar gider.

Yeni Yıl

Aralık 30, 2008 2 comments



meg@superkahraman.com
Ad Ad Ad Ad


Toplam 3 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123